ABD EKONOMİSİ ÇİN SAYESİNDE AYAKTA

 

Rekor bütçe açıkları veren Amerikan ekonomisi, Çin'in aldığı ABD tahvilleri sayesinde ayakta durabiliyor. Bu alışverişten şimdilik iki ülkede karlı çıkıyor. Ancak ekonomistler, hükümetin önlem almaması durumunda ABD'nin yakında ciddi bir krize gireceğini savunuyor.

 

 

ABD'nin sürekli artan ticaret ve bütçe açığı herkesin malumu. Peki buna rağmen doların değeri ve Amerika'nın yüksek kalkınma hızı nasıl korunuyor dersiniz? Cevap üç harften oluşuyor. Çin.

Amerika ve Çin arasında uzun dönemde oluşacak askeri rekabet üzerine çok yazılıp çiziliyor. Fakat nedense bu ikilinin bugünkü ekonomik ilişkileri üzerine yeterince kafa yorulmuyor. Bu konuda yazanlar ya küreselleşmenin faydaları ya da korumacılığın zararları çerçevesinde kalıplaşmış bakış açılarını yansıtıyor. Oysa ABD – Çin ekonomik ilişkisinin çok önemli başka bir boyutu var: Bugün Amerikan ekonomisinde ciddi yapısal sorunlar, Çin sayesinde krize dönüşmüyor.

Temel mesele Amerika'nın mali savurganlığının Çin tarafından finanse ediliyor olması. Bu durum haliyle son derece hassas bir finansal denge yaratıyor. Bütün sorun ABD ekonomisinin astronomik bütçe ve ticaret açıkları vermesinden kaynaklanıyor. Çin ise ABD'nin tersine devasa bir ticaret fazlasına sahip. Üstelik Çin'in bu ticaret fazlasının çoğu Amerika'ya yaptığı ihracat sayesinde gerçekleşiyor. Yaklaşık 20 yıldır yüzde 10 ortalamayla büyüyen Çin ekonomisi, sadece ihracat yapmakla kalmıyor, aynı zamanda rekor oranda dış yatırım ve sermaye çekiyor. Bu sayede Çin Merkez Bankası'nın rezervleri 2006 yazı itibarıyla 1 trilyon dolar gibi olağanüstü bir rakama ulaşmış durumda. Peki Çin kendi ülkesine akan bu parayı ne yapıyor? Önemli bir kısmını Amerikan tahvillerine yatırıyor.

Bir taşla iki kuş

İşin ilginç tarafı Çin Merkez Bankası bunu Amerikan tahvilleri yüksek faiz getirdiği için yapmıyor. Zira Amerika'da faiz oranları halen oldukça düşük durumda. Peki Çin bu tahvillerden yüksek faiz kazanmıyorsa neden geçen yıl 200, bu yılda 300 milyar dolarlık alım yaptı?

Cevap basit, Çin Amerikan ekonomisine sıcak para sağlayarak bir taşla iki kuş vuruyor. Hem Amerikan dolarını güçlü tutuyor, hem de kendi para birimi yuanı dizginliyor. Çin için bu denge hayati derecede önemli. Çünkü güçlü dolar Amerika'nın Çin'den ithalatını kamçılarken, yuanın düşük kalması Çin'in ihracatını körüklüyor ve 1.3 milyarlık nüfusun işsiz kalmamasını sağlıyor.

Peki bu işten Amerika ne kazanıyor? Amerika, Çin ve diğer Doğu Asya kaplanları sayesinde hem ülkeye rahatça sermaye akımı sağlayıp borçlanıyor, hem de faizlerini düşük tutarak yüksek büyüme hızını devam ettirmeyi başarıyor. Sonuçta hem alan hem de satan memnun görünüyor. Oysa ortada ABD açısından devam ettirilmesi çok zor yapısal bir bozukluk var aslında.

Biraz geçmişe gidip bu duruma nasıl gelindi hatırlamak yararlı olacak. 1994 – 2000 yıllarında ABD ekonomisi tarihindeki en hızlı büyüme dönemlerinden birini yaşadı. Verimlilik ve teknoloji ( özellikle internet ve iletişim teknolojisi ) üzerine kurulu bir üretim ve tüketim patlaması yaşayan Amerika, bu yıllarda sağlıklı bir görünüm sergiliyordu.

Evet, ticaret açığı hep devam etti. Fakat yüksek büyüme oranı sayesinde artan vergi gelirleri ekonominin bütçe fazlası vermesini sağlıyordu. Böylece temel göstergelerde sağlıklı bir bütçe yapısı çıkarken, faizler düşüyor, NASDAQ ve Dow Jones borsaları rekordan rekora koşuyordu.

Fakat her güzel şey gibi bu başarılı dönem de kısa sürdü. Clinton – Greenspan yıllarının tedbirli politikaları altı yıl sürdü. Rüya ekonomi dönemi 2000 yılının başlarında fazlaca şişen NASDAQ balonunun patlamasıyla sona erdi. Aynı yıl seçimleri kazanan George W. Bush ekonomideki durgunluğu gidermek için vergileri düşürünce ekonomi hem ticaret hem de bütçe açıkları vermeye başladı.

İşin içine bir de 11 Eylül sonrası Afganistan ve Irak savaş harcamaları girince bütçe açığı rekor kırmaya başladı. Ancak bütün bunlara rağmen Çin ve Doğu Asya'nın Amerikan tahvilleri alması sayesinde faizler düşük kaldı ve Amerikan ekonomisi yüksek kalkınma hızını korudu.

Bugün gelinen noktada yapısal olarak ticaret ve bütçe açığı veren bir ABD ekonomisi var. Ancak düşük faizler sayesinde halk halen rahatça borçlanıyor. Devam ettirilmesi çok zor bir durum bu: Çin sayesinde düşük giden faizler ve yüksek giden dolar, gene Çin nedeniyle birden aksi yöne dönerse, bütün dengeler bozulacak.

Ünlü ekonomistler bu tehlikenin farkında. Mesela eski ABD Merkez Bankası başkanı Paul Volcker beş yıl içinde Amerikan ekonomisinin yüzde 75 ihtimalle ciddi bir krize gireceğine inanıyor. Nobel ödüllü ünlü ekonomist Joseph Stiglitz, Amerikan ekonomisiyle ilgili fikirleri sorulduğunda ‘ Çok endişeliyim ‘ ifadesini kullanıyor. Paul Krugman ise zamanında 1980'lerde Japonya paranoyası yaşayan Amerika'nın Çin'e bakarken ‘ Bu da geçer ‘ demesinin büyük bir hata olacağını belirtiyor.

Peki ne yapmak gerek? Bu üç ekonomist Amerika'nın bütçe açığı sorununa vergileri artırarak çözüm bulmasını istiyorlar. Savaş halindeki bir ekonomi bazı fedakarlıkları vatandaşlarından istemeli diyorlar. Aksi halde ABD ekonomisi ancak ve ancak Çin sayesinde kırılgan bir dengede devam edecek.

 

 

Dr. Ömer Taşpınar

Brookings Enstitüsü

Türkiye Programı Direktörü

 

 

Sn. Ömer Taşpınar'ın bu yazısı Radikal gazetesinin 14 Ağustos 2006 tarihli nüshasında YORUM sayfasında yayınlanmıştır. Ordan aynen alarak yayıma koyan FilateliTurk, hem sayın yazara, hem de Radikal gazetesine teşekkür eder.

SOYKIRIM İDDİALARINA BÜYÜK DARBE